VERGİ

- Kanunlar
- Tebliğler
- Sirküler
- Vergi Güncel
- Maliye Bak. Özelgeler
- İnternet Vergi Dairesi
- Tarife/Oran/Tutar/Had
- Vergisel Teşvikler
- E-Beyanname
- Vergi Takvimi
- Gecikme Faizi Hesapla
- Dilekçematik
- Beyanname Formları

SGK

- S.S.K. Mevzuatı
- S.S.K. Web Sitesi
- Sağlık Karnesi Sorgula
- Sigortalılık Tescil Kaydı
- E-Bildirge
- Emekli Olma Zamanı
- Ne Kadar Aylık Alırım
- Gecikme Zammı Hesabı
- Formlar Dilekçeler
- SSK Evrak Takibi

T.C. MERKEZ BANKASI

- Döviz Kurları – Bugün
- Döviz Kurları – Arşiv

RESMİ YAYINLAR

- T.C. Resmi Gazete Arşivi
- T. Ticaret Sicil Gazetesi

TMS UFRS TFRS SPK BDDK STANDARTLARI

- Ulusal ve Uluslararası Mali/Finansal Standartlar

DİĞER KONULAR

- Ekonomi Terimleri Sözl.

YAZI/YORUM

Tarih : 8.2.2010

Makale : Av. ZİYA ÇELİK (Referans YMM Bildirisi)

ESKİ VE YENİ ÇEK KANUNU KARŞILAŞTIRMASI

ESKİ ÇEK KANUNU (3167 sayılı Çek Kanunu)  DÜZENİNDEKİ DURUM :

Üzerinde düzenleme tarihi olarak 01.08.2002 yazan bir çeki, 01.06.2002 tarihinde bankaya ibraz ettiğimizde;

Banka, hesap sahibinin hesabında çek bedelini ödemeye yeter para olmadığını tespit etmesi halinde çekin arkasını “işbu çek 01.06.2002 tarihinde bankamıza ibraz edilmiş, hesapta çek karşılığı bulunmamaktadır” şeklinde veya benzer ifadelerle yazar ve çeki alacaklıya teslim eder. Banka tarafından yapılan bu işlem çekin karşılıksızdır işlemi görmüş olması anlamına gelir. Bu durumda, alacaklı olan kişinin eski Çek Kanunu olan 3167 sayılı Kanun yönünden imkânları şunlardır;

1- Karşılıksız çeke dayalı olarak icra işlemleri yapılır.
2- Savcılığa suç duyurusunda bulunularak, karşılıksız çek düzenleyenlerin cezalandırılması talep edilir.

Bu örnekte dikkat edilmesi gereken hususların başında, çekin ileri tarihli (vadeli) olarak düzenlenmiş olması gelmektedir. Çek, 01.06.2002 tarihinde bankaya ibraz edilmiş olmasına rağmen çekin üzerinde ileri bir tarih olan 01.08.2002 tarihi yazmaktadır.

İleri tarihli düzenlenmiş (ticari hayatta vadeli olarak adlandırılan) bir çekin bankaya ibrazı halinde, örnekte olduğu gibi (eski Çek Kanunu yürürlükteyken) çek hakkında karşılıksızdır işlemi yapılmaktadır. Vadesi gelmemiş olsa dahi çekin arkasının yazılmasının hukuki dayanağı da Türk Ticaret Kanunu’nun 707. maddesidir. Bu madde düzenlemesi şu şekildedir;

“Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı her hangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek ibraz günü ödenir.”

Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere; çek, bankaya ibraz edildiği gün karşılığı varsa ödenir, yoksa karşılıksıdır işlemi görür. Çekin bankaya ibraz tarihi, çekin üzerindeki tarihten önce olsa dahi bu durum değişmemektedir.

Hâlihazırda kullanılan çeklerdeki tarih yazılan kısım, düzenleme tarihi olarak yer almaktadır. Çeklerde vade tarihi diye bir bölüm bulunmamaktadır. Çeklerin hâlihazırdaki basılı biçiminin bu şekilde olması, yani vade tarihi kısmının olmamasının dayanağı Türk Ticaret Kanununun 707 inci maddesidir. Çünkü çek ile ilgili Türk Ticaret Kanununda yer alan düzenlemelerde, çekin peşin ödeme aracı olduğu varsayılmıştır.

Çekin arkası; örnekteki gibi, keşide tarihinden önce yazdırılmış olsa dahi, çek alacaklısı, çek ile ilgili olarak hem icra işlemleri yapabilmekte hem de savcılığa suç duyurusunda bulunarak çek sahibi hakkında ceza verilmesini sağlayabilmektedir.

YENİ ÇEK KANUNU (5941 sayılı Çek Kanunu) DÜZENİNDEKİ DURUM :

Yeni Çek Kanunuyla, (yukarıdaki örnekte olduğu gibi) keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilip arkası yazdırılan çek alacaklısının, hem icra işlemleri yapma hem de suç duyurusunda bulunarak çek sahibi hakkında ceza davası açılmasını sağlama imkânı ortadan kaldırılmıştır. Şöyle ki;
Yeni Çek Kanunu (5941 sayılı Çek Kanunu) düzenlemesinde yer alan en önemli değişikliklerden ilki, ileri tarihli çekin (vadeli çekin) uygulamaya sokulmasıdır. 3167 sy. Kanunda (eski Çek Kanununda) ileri tarihli (vadeli) çek ile ilgili bir düzenleme olmamasına rağmen, 18.02.2009 tarih ve 5838 sayılı Kanunun 18. maddesiyle 3167 sayılı kanuna ‘Geçici 2. Madde’ ibaresiyle bir fıkra eklenmiş olup bu fıkra düzenlemesi aynen şu şekildedir:

“31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”

Geçici maddeyle eski Çek Kanunu olan 3167 sayılı Kanuna getirilen ve 18.02.2009 ile 31.12.2009 tarihleri arasında ‘vadesi gelmemiş’ çekin bankaya ibrazı yasaklanmış ve vadeli çek ilk kez uygulamaya sokulmuş, yeni Çek Kanunuyla da 31.12.2009 tarihine kadar olan süre yine geçici maddeyle 31.12.2011 tarihine kadar uzatılmıştır.

Yeni Çek Kanunuyla ileri tarihli (vadeli) çek uygulamasına da geçilmiştir. Yeni Çek Kanunu olan 5941 sayılı Kanununun ‘Madde 3/f-8’deki düzenlemesi aynen şu şekildedir;

“Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.”

Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; çek, düzenleme tarihinden önce ibraz edilebilmekte ve karşılıksızdır işlemi yapılabilmektedir. Fakat önceki düzenlemeden farklı olarak ‘vadesinden’ önce karşılıksız işlemi gören çeke dayalı olarak çek alacaklısının icra takibi yapma imkanı kaldırılmıştır. Çek alacaklısı alacağını artık genel dava yoluyla talep edebilir. 

Yeni Çek Kanununda çek sahibi hakkındaki cezai sorumluluk ‘Madde 5’de şu şekilde düzenlenmiştir;

“…üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilinin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur….”

… Çek karşılığını ilgili banka ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.

Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi halinde, bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.”

Bu madde düzenlemesinden açıkça anlaşılacağı üzere, vadesinden önce arkası yazdırılan çekle ilgili olarak çek sahibi hakkında ceza verilmesinin önü de kapatılmıştır ve karşılıksız işlemi gören çeklerle ile ilgili cezai yaptırımlardan sorumlu olanlarla ilgili ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. Şöyle ki;

Tüzel kişiliği olan (Limitet Şirketler, Anonim Şirketler, … vs.) kişiler çek düzenleme yetkisini ancak yönetim organında yer alan mali işleri yürütmekle görevli bir kişiye verebilirler. Eğer tüzel kişilerde böylesi bir belirleme yapılmamışsa bu durumda yönetim organında yer alanların tümü çek bedelini banka hesabında bulundurmakla yükümlüdürler.
Çek hesabı gerçek kişi adına ise bu durumda bu kişi bir başkasına yetki vererek çek düzenletemez. Adına çek hesabı olan gerçek kişi, çeki bir başkasına düzenletmiş olsa dahi cezai sorumluluktan kurtulamaz ve çek bedelini çekin ibraz tarihinde banka hesabında bulundurma yükümlüğü devam eder.

Özetleyecek olursak; çekin (düzenleme tarihinde) bankaya ibrazında karşılığı bulunmaması halinde çek bedelini bankada bulundurmakla yükümlü olanlar binbeşyüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. 

Yeni Çek Kanununda yapılan bazı değişiklikleri önceki değişikliklerle kıyaslayarak şu şekilde özetleyebiliriz;

1- 18.02.2009 tarihinden önceki hukuki düzen şu şekildeydi;

Çekin bankaya ibraz süresi keşide tarihinden başlayarak on gündür. (Bu on günlük süre bazı durumlarda değişmektedir. Ancak yoğunluklu olarak çekin bankaya ibraz süresi on gün olması nedeniyle biz de bu süreye göre örneğimizi geliştireceğiz);

Çek üzerindeki keşide tarihinin 01.06.2008 olduğunu varsaydığımızda, en geç 11.06.2008 tarihine kadar bankaya müracaatla çek hakkında tahsil işlemi yaptırabiliriz. Çek, tarafımıza 01.01.2008 tarihinde verilmiş olsa dahi 01.01.2008 ile 11.06.2008 tarihleri arasında herhangi bir gün bankaya müracaatla çek hakkında tahsil işlemi yaptırabiliriz. Banka kendisine yapılan bu müracaatı geri çeviremez ve hesapta para bulunması halinde çeki bankaya ibraz eden kişiye parayı ödemek, para bulunmaması halinde de çekin arkasına karşılıksızdır işlemi yapmak zorundadır. Karşılıksızdır işlemi göre çeke dayanarak çek sahibi hakkında hem icra işlemleri hem de ceza işlemleri çek alacaklısı tarafından yaptırılabilir.

2- 18.02.2009 ile 31.12.2011 tarihleri arasındaki hukuki düzen ise şu şekildeydi;

Çek üzerindeki keşide tarihi hangi tarih ise ancak o tarihte bankaya müracaat edilebilir ve banka da çek üzerindeki tarihte kendisine ibraz edilen çek hakkında hesapta para bulunması halinde ödeme, hesapta para bulunmaması halinde ise karşılıksızdır işlemi yapmak zorundadır. Karşılıksızdır işlemi göre çeke dayanarak çek sahibi hakkında hem icra işlemleri hem de ceza işlemleri çek alacaklısı tarafından yaptırılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, çekin düzenleme tarihinden önce arkasının yazdırılamamasıdır. Yani çekin üzerindeki tarihten evvel ibraz edilen çeklerle ilgili banka; ödeme ve/veya karşılıksızdır işlemi yapamaz.

3- 01.01.2011 ve sonrası için hukuki düzen ise şu şekildedir;

Çeki elinde bulunduran kişi, çek üzerindeki düzenleme tarihinden en geç 10 gün sonrasına kadar bankaya müracaat edebilir. Çek, üzerindeki düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edildiğinde; hesapta para bulunması halinde ödeme yapılması, hesapta para bulunmaması halinde de karşılıksızdır işlemi yapılması zorunludur. Fakat düzenleme tarihinden önce bankaya müracaatla karşılıksızdır işlemi gören çek yaprağıyla ilgili olarak; çek alacaklısının çeke dayanarak icra takibi yapması ve çek sahibi hakkında suç duyurusunda bulunma imkânı yoktur.   

Yeni Çek Kanunu ile çekler hakkındaki hukuki düzeni belirleyen Türk Ticaret Kanunu ve İcra İflas Kanunu arasında uyumsuzluklar vardır. Şöyle ki; düzenleme tarihinden önce bankaya müracaatla karşılıksızdır işlemi gören çeklere dayalı olarak çek alacaklısının hukuki takip ve cezai müracaat hakları ortadan kaldırılmış olup, hukuki takip haklarının nelerden ibaret olduğu belirsizdir. Hukuki takip haklarının herhangi bir tanımı yapılmamıştır.

Hukuki takip haklarından kasıt; Türk Ticaret Kanununda yer alan ve karşılıksız kalan çeklerle ilgili müracaat haklarının mı yoksa İcra İflas Kanunu kapsamında yer alan takip usulüne mi ilişkin hakları mı olduğu belirsizdir.   

Çeklerin bankaya ibrazının 31.12.2011 tarihine kadar yasaklanmasının altındaki sebep muhtemelen bu uyumsuzluklar ve belirsizliklerdir.


Çek Kanunundaki af maddesi olarak da adlandırılan ‘Geçici Madde 2’ düzenlemesi şu şekildedir;

“1- 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 1/11/2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olan kişilerin;

 
a) Şikayetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerle ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikayetçi bakımından şikayetin geri alınması sonucunu doğurmaz.

b) Bu Kanunun 6 ıncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına kadar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak birinci yıl taksidi, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.

c) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geçe 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercilerine verilmiş olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede belirttiği süre içinde şikayetçi ile anlaşmaya varması ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından mercilerine verilmiş olması halinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden yararlanır.”   

 

Yeni Çek Kanunu olan 5941 sayılı Kanununun tümüne şu linklerden ulaşılabilir;

http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5941.html veya
http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=1.5.5941&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=

 

 
 Tarih : 8.2.2010   (Bu yorum  toplam 4598 kez okundu.)
 

MALİ TAKVİM

YAZI-YORUM

DETAYLAR

SÖZLÜKLER

Türkçe Sözlük

İngilizce - Almanca Sözlük

İngilizce Çeviri

HAVA DURUMU

 ISTANBUL için hava durumu

ISTANBUL

RADYO KANALLARI

TV KANALLARI

Canlı Yayınlar

GAZETE/DERGİ/BASIN



Ana Sayfa | Kaynakça | Hakkımızda | Hizmetlerimiz | İletişim


www.maliyeciler.com

Tasarım & Uygulama: maliyeciler.com